KAZANDI MI? KAYBETTİ Mİ?

Bu aralarda kendi özel durumum nedeni ile bir çok video izliyorum. Tanrım bizi ne kadar çeşitlilikte yaratmışsın şükürler olsun… Her telden düşünce davranış şekilleriyle hayat akıp gidiyor. Kime göre doğru kime göre yanlış bence hiç belli değil. Bilinçaltı ile ilgili çok fazla kişiyi dinliyorum. Benim bir düşüncem var onunla ilgili paralel giden videoları izliyorum. Oooo! O düşünceye tutunmayı daha da kuvvetlendirdim. Karşı fikrimde olan videolara da bakayım dedim çünkü içimde bir parçanın da oraya doğru kaydığını fark ettim. Aaaaa! ben hooop o düşünceye doğru kayıyordum. Neredeyse o düşüncenin en ateşli neferi ben oluyordum. Ne oldu şimdi? Biraz önce hani öbür taraftaydım? Zihnim deli sorularla doldu. İnternet bu ya bir konuya takıldın mı önüne değişik alternatifleri getiriyor. Üçüncü seçenek ortaya çıktı. Onu anlatanlara baktım hiç de beni etkilemiyordu. Demek o konuyla ilgili bir kodum yokmuş. Başka alternatif çıktı onu da seyrettim ve ben kendimi anlatana kızdığımı fark ediyordum. Neden kızıyordum? Altında yaşanmışlıklarım ve korkularım çıktı.

Bir tık yukarıdan bakınca aynı benden 3 çeşit çıkıyordu. Gerekli farkındalık oluşunca neleri dönüştürmem gerektiğini anladım. Şükürler olsun.

Aslında insanın kendini tanıması için çeşitliliğin olmasının nedenini anladım. Yaradan ne yaratırsa doğru yaratır. O zaman kızmak neye yarar ki kendimizi geriletmekten başka?

SEVGİLERİMLE

Hiç Kimse

Hiç kimse vazgeçilmez değildir

Yeri gelir kendinden geçersin

Anneni bile görmezsin.

Hiç kimse vaz geçilmez değildir.

Ben nerdeyim, ne haldeyim dersin ve

Beklersin sevginin kollarını sana geçirmesini.

Beklersin mevsimlerde,

Üzülürsün filmlerde

Ama hiç kimse gelmez.

Hiç kimse vaz geçilmez değildir.

Gün gelir unutursun o güzelliğini dostunun.

Kimseyi yerine koyamasan da unutursun.

Yüzünde dolaştırırsın hüzün bulutunu.

Hiç kimse vaz geçilmez olamaz

Olmasın da desen de

Sen kendinden vazgeçmiş olabilir misin?

Hatırla kendini ve suretini

Yalnız değilsin bu oyunda.

Kısacık bir mola da saklanırsın hatıralarda.

O kısacık anda da güle güle dersin o hüzün bulutuna.

Hiç kimse vaz geçilmez değildir.

Selam söylediğin geçmiş seninle her anında oynadı.

Oyun bitti dedin kendine de ne oldu?

Nerde o hüzün bulutun?

Tak onu yerine ve gömül yine hüznüne.

Sevgi çemberini unutsan da

O film hatırlatır sana bulutun içindeki yabancıyı.

Aynada o yalancıya her baktığında

Bir zamanda mutluydun diye hatırlatır sana.

Kendi yalanlarını reddettikçe

Hiç kimse gelmeyecektir sana doğru.

Hanzade

NE EKERSEK ONU BİÇERİZ !

Daha çok param olsun diye çabalarken hakları çiğner, verdiğimiz sözlerden dönersek gelen paranın hayrı olacağına gerçekten inanıyor muyuz? Yoksa nasılsa bana bir şey olmaz mı mantığı ile yanlış şeyler ekmeye devam mı ediyoruz?

İnanın bugün gördüklerimden sonra ben hasat zamanının tam gramajla kucağımıza düştüğünü anladım.

Ne eksik ne de fazla yaşamdaki son nefesimizi vermeden hakkımıza düşeni alıyoruz. 💰😊🙏🍀

Davranışlarımızın bedeli çok ağır veya çok kıymetli oluyor. Seçimlerimize, söylemlerimize dikkatli yaklaşmak tek görevimiz.

2019 MESAJI

 

Her yeni yıla başlandığında iyi dilekler havada, medyada uçuşur. Sevinçler çokmuş gibi yansıtılır. Kamera karşısında mutlu pozlar, birlikteyiz mesajları, bu sene de eğleniyorum fotoğrafları yayınlanır. Arada çalışan veya hastanede yatanlar gösterilir. Onlara acınır gizlice ve halimize şükür mezesi olurlar.

Çok az kişi bu sene yine çok bir şey değişmeyecek siz değişmedikçe der. Aslında onlar yıllardır bu mesleği yaptıkları için bunları söylerler. Onlara spiritüelci denir ve genelde maalesef dalga geçilir.

Bunu duyan bilen uygulayan kaç kişi vardır?

Okumaya devam et “2019 MESAJI”

AHU MUTFAKTA!

 

Size bugün yazdığım hikaye tamamen gerçek hayatta İzmir’de yaşanmış bir olaydır. Yılın 1996 olduğunu aklınızda tutarak okuyun lütfen. O yıllarda her yerde büyük market zincirleri yerine, mahalle marketleri vardı. Tansaş’ı belediye yeni satın almıştı ve şimdiki gibi her semtte yoktu. Gerçi artık Tansaş markası da kalmadı ya neyse. İnternet de daha yeni yeni ilk adımlar atılmıştı. Öyle her evde bağlantı falan olamazdı. Cep telefonları yeni üretilmeye başlanmıştı. Hem çok büyüktü hem de çok pahalı idi. Yemek sitesi kavramı tabii ki yoktu. Yemek dergileri her yeni evli bayanın başucu kitabı gibiydi. İyi okumalar.

 

Perşembe Sabahı 10.30 Ahu İşyerinde

Telefon çaldığında Ahu yoğun bir iş temposuna gömülmüş durumdaydı. Arayan kayınvalidesiydi. Okumaya devam et “AHU MUTFAKTA!”

KAHKAHANIN KAYBOLUŞ YOLCULUĞU

imagesYurdumun sıradan bir okulunda, sıradan bir öğretmen olan Beril, arkadaşıyla kafede buluştuğunda gününün mutsuz geçtiği her halinden belli oluyordu. Kız arkadaşını yanağından daha öperken söylenmeye başladı.

”Amaaan! Bıktım bu öğrencilerden her gün ayrı bir problem yaşıyorum. Her gün salak salak gülecek bir şeyler buluyorlar. İnan artık tahammülüm kalmadı. Hoş kalmadığı da bugün iyice belli oldu. Sınıftan atıverdim onu ama atmadan önce de güzelce bir iki tokat attım kafasına.” Onu dinlerken arkadaşı da bu sahneyi kafasında canlandırdığını her halinden belli ederek, haince ve zevk alarak gülümsedi. Okumaya devam et “KAHKAHANIN KAYBOLUŞ YOLCULUĞU”

REİKİ DENEYİMİM

reiki32005 yılına kadar  üç arkadaş reiki denen şeyin ne olduğunu çok  merak ediyorduk.

Yıllardır reiki hakkında  yazılanları okuduğumuz için ve son zamanlarda sıkça da başkalarından duyduğumuz için,  bunun mucizevi etkiler yarattığını, mutluluktan uçacağımızı sağlığımızın, ilişkilerimizin hemen mükemmel olacağına inanıyorduk. Okumaya devam et “REİKİ DENEYİMİM”

SEDEFLİ İLE KIRMIZILI

SEDEFLİ İLE KIRMIZILI

BİR ÖĞLEN VAKTİ
Dolmuş şöförü Ahmet, besmeleyle öğlen direksiyonunun başına geçti. “Allahım bugün evime sağ salim ve sakin olarak varmamı nasip et”, diye de günlük rutin cümlelerini içinden geçirmeyi ihmal etmedi. Otomobil fabrikasından 4 yıl önce emekli olmuştu. Okumaya devam et “SEDEFLİ İLE KIRMIZILI”